21 09 2008

MENİ SPERM ERKEGİN BOŞALMA KANALI


 

SPERMİOGRAM (Semen Analizi, Meni Testi)


Kadına bağlı infertilite sebeplerini çok aşamada ve bir çok test yardımımı sonucuna göre değerlendirmek mümkünken, erkek ile ilgili tek bir test erkeğe bağlı problemin olup olmadığı konusunda oldukça iyi bir bilgi verir. İşte bu test "Spermiogram (Semen analizi)" dir.



Bu işlem, standardizasyonu sağlayabilmek açısından 3-5 günlük cinsel perhiz yani ilişkisiz bir dönem sonrası yapılmalıdır. Testin doğru sonuç vermesi için semen örneği en geç 1 saat içinde laboratuara ulaştırılmalı, tercihen alınacak bu örnek laboratuara yakın bir mekanda verilmelidir.

Spermiogram; semenin volümü (meninin hacmi), yoğunluğu, kıvamı, PH’ı, likefaksiyon (erime) süresi, spermlerin sayısı, hareketlilik oranı ve morfolojisi (yapısı) hakkında bilgi verir. Semen (meni), hem nitelik hem de nicelik açısından değerlendirilmektedir.

Spermiyogram, erkek yumurtalıklarının (testislerin) sperm üretme kapasitesinin ve erkek genital sisteminin sağlıklı olup olmadığının değerlendirilmesindeki ilk adımdır.

Ejekülasyon (meninin boşalması) sırasında, semen örneğinde, belli sayıda, normal ve hareketli sperm olmalıdır ki fertilizasyon (döllenme) gerçekleşebilsin.

Sperm sayısı, hareket derecesi iyi olan sperm miktarı, normal spermlerin anormal şekilli spermlere oranı değerlendirilir. Ayrıca verilen semen örneğinin miktarı, rengi, pH’ ı, lökosit varlığı, likefaksiyonu gibi özellikleri değerlendirilir.

Volüm (Hacim): WHO kriterlerine göre semen 2 ml- 6 ml arasında olmalıdır. 6ml’den fazla olan semen hiperspermik, 1 ml veya daha az ise hipospermik olarak isimlendirilir. Gebelik açısından her iki durumum da olması istenmez.

Renk: Normalde semen opak ve grimsi renklidir. Uzun süreli cinsel perhizlerde sarı, semende eritrositlerin (alyuvarların) bulunması halinde kırmızı-kahverengi, uzun süreli antibiyotik kullanımı sonrası renksiz görülebilir.

Koku: Semen muhtemelen prostat bezinin salgıladığı sperminin oksidasyonundan dolayı "at kestanesi çiçeği" gibi kokar.

PH: Normal semen pH’ı 7,2-8 arasındadır. pH’ın 8’in üzerinde olduğu durumlar akut enfeksiyonu veya ölçümün geç yapıldığını gösterir. pH’ın 7’nin altında olduğu azoospermi olgularında boşaltma kanallarının obstrüksiyonu (tıkanıklığı), aksesuar bezlerin agenezisi, veziküla seminalisin kronik enfeksiyonları ve idrarın semene karıştığı düşünülmelidir.

Likefaksiyon (Semenin Çözünürlüğü): Ejakülasyon (meninin boşaltılması) sırasında akıcı olan ve veziküla seminalisin salgıladığı "protein kinaz" enziminin etkisiyle "koagüle olan (=pıhtılaşan)" semen 10-20 dakika içerisinde kendiliğinden eriyebilmeli yani likefiye olmalidır. Likefaksiyon süresinin uzaması gibi bir aksaklık semen viskozitesinin (kıvamının) arttığını gösterir ki bu da istenmeyen bir durumdur.

Viskozite: Normalde semen hafifçe visköz yani kıvamlıdır. Prostatit, vezikülit gibi kronik enfeksiyonlarda viskozite artmış olabilir.




Yumurtaya yaklaşan sperm hücrelerinin
mikroskobik görünümü

Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) kriterlerine göre spermiyogramdaki normal değerler;

Volüm (hacim): 1.5-6.5 ml
Sperm konsantrasyonu: 20 milyon/ml ve üzeri
Sperm hareketliliği: %50 ve daha fazla
Sperm yapısı (morfoloji): %14 ve üzeri normal yapıda (Kruger kriterlerine göre) olmalıdır. Sperm morfolojisi özel bir boyama tekniği ile değerlendirilmektedir.

Sperm analizi sonrasında yukarıdaki değerlerin bulunması gebeliğin oluşacağını kesin olarak göstermez. Örneğin; sperm konsantrasyonu 10 milyon/ml olan erkeklerin eşlerinde gebelik gerçekleşebilirken, sperm konsantrasyonu 60 milyon/ml olan erkeklerin eşleri gebe kalamayabilir.

Belli zaman dilimlerinde spermlerin hareketlilikleri de incelenir. Hareket tiplerine göre sınıflama yapılır. 4. derece, ileri doğru hızlı hareket eden normal hareket biçimidir ve oranı önemlidir. 0. derece, hareket etmemesidir.

Spermiyogram Terminolojisi



Azospermi: Semende hiç sperm olmaması
Oligospermi: Sperm sayısının azlığı
Astenospermi: Hareketlilik oranında azalma
Teratospermi: Şekil (yapı, morfoloji) bozukluğu
Fertil: Erkeğe bağlı problemin olmaması
Subfertil: Hafif derecede erkeğe bağlı inferilite olması

Spermlerle ilgili problemler kombine şekilde olabilir. Örneğin; Asteno-Terato spermi, Oligo-Asteno-Terato spermi şekillerinde olduğu gibi.

Kruger Metodu Nedir?
Sperm değerlendirmesinde bir kaç farklı kriter vardır. "Kruger kriterleri" özellikle spermdeki şekil bozukluklarını göz önüne alan mikroskobik bir değerlendirme metodudur.

Özel bir boyama sonrası sperm şekil (morfoloji) özellikleri incelenerek sperm örneğinin fertilite (doğurganlık) kapasitesi belirlenir.

Sperm üretimini sigara, alkol, ısı, ilaçlar ve enfeksiyonlar gibi bir çok faktör etkilediği için normal olmayan örneklerin analizi birer ay ara ile iki veya üç kez tekrarlanmalıdır. Sperm analizinde bir fertilite sorunu saptanırsa erkeğin fiziksel ve hormonal açılardan daha ileri muayenesine geçilir.

Sperm üretim döngüsü 2-3 ayda bir tekrarlanır. Yani üretilen bir sperm 2-3 ay sonra semene salgılanacaktır. Aynı şekilde kişinin karşılaştığı zararlı etkenler veya tedavi için kullanılan faydalı ilaçlar da sperm üretimini 3 ayın sonunda etkileyebilir. Semen analizi sonuçlarını değerlendirirken bu süreç akılda tutulmalıdır.

Sperm hücresinin yapısı


Uzunluğu 0.05 mm olan sperm hücresi üç kısımdan meydana gelir: baş, boyun ve kuyruk. Baş kısmı genetik materyali içerir. Boyun sperm hareketi için gerekli enerjiyi, kuyruk kısmı ise sperm hareketini (motiliteyi) sağlar.
Sperm hücresi mikroskopik görünümü (Yandaki resim)



Sperm Yapısındaki Bozukluklar (Morfolojik bozukluklar)

Sperm yapısı veya "morfolojisi" ile ilgili bozukluklar önemli infertilite nedenidir. Kruger kriterlerine göre bu tür yapısal bozuklukların %14’ün altında olması doğal olarak kabul edilir.

Değişik anormal sperm morfolojileri (yapıları): Normalden iri ve küçük kafalılar, iki kafalı, iki kuyruklu, baş ve gövde anomalileri olanlar.  En soldaki sperm normal yapıyı göstermektedir.


Üreme Organları

Penis :


İdrarın ve sperm hücrelerinin dışarı boşalmasını sağlar. Herkeste değişik şekil ve boyutlarda olabilir. Bazıları kısa, bazıları geniştir.

Testis Torbası (scrotum):

Penisin altında olup testisleri saran ve koruyan torba şeklindeki deri parçasıdır.

Testisler (Erkek yumurtalığı):

Testis torbaları içinde yer alan, yaklaşık 5 cm uzunluğunda, içinde sperm hücrelerini üreten yumurta biçiminde iki organdır.

Testesteron hormonu ve sperm üretir. Testesteron hormonu kana karışarak erkeklere özgü fiziksel özelliklerin, örneğin sakal ve bıyıkların çıkması, kas kitlesinin artması, kalın ses, güçlülük gibi olguların gelişmesinde önemli rol oynar.

Testislerin  testis torbası içinde, vücudun dışında yer almalarının nedeni, hormon ve sperm üretimini ancak 35,5 – 36 derecede yapabilmeleridir. Testisleri  testis torbası içinde tutan bağlar sperm üretimi için ısıyı ayarlamaya yardımcı olurlar. Dışarıdaki ısı azaldığı zaman bu bağlar, testisleri bedenin içine doğru daha sıcak bir ortama çekerler.

Epididimis:

Testislerde üretilen sperm hücrelerinin, sperm kanallarına ulaşmadan önce toplandıkları yerdir. Sperm  hücrelerinin olgunlaşmak için kısa bir süre beklemelerini sağlar.

Prostat:

Spermleri taşıyan sıvıyı salgılayan bir bezdir. Penisin ortasından geçen, idrar ve spermin geçtiği kanalın çevresini soğan gibi sarar. Alkalen yani asit olmayan bir sıvı salgılayarak sperm hücrelerinin asit olan vajende yaşamalarını sağlar.Adale kasılmaları ile sperm hücrelerinin hızla dışarı atılmasını sağlar.

Meni Kesecikleri:

İdrar torbası ile rektum arasında bulunan kese şeklindeki bir yapıdır.Görevleri:

1-Dışarıya atılmadan önce sperm hücrelerini içinde muhafaza eder.
2-Boşalma anında dışarıya atılan meni sıvının bir kısmını üretir.
3-Salgıladığı sıvı ile sperm hücrelerinin beslenmesi ve hareketini sağlar.


Sperm  Kanalları:

Erkek sperm hücrelerinin testislerden penise ulaşmasını sağlayan ince kanallardır.

 
Peniste Sertleşme ve Boşalma İşlevi:

Penis içerisinde süngere benzeyen bir yapı vardır. Sünger nasıl suyu içine çekerek emerse penisteki süngere benzer yapı da içinde bulunan damarlardan kan çekerek şişer, sertleşir. Buna ereksiyon denir. Sertleşmediği zaman penisin duruşu aşağıya doğrudur. Ergenlik döneminde hiç olmadık yerlerde ve beklenmeyen durumlarda sık sık penis sertleşmesi yaşanabilir.

Bu durum sorun haline getirilmemelidir, böylece kısa bir süre içinde penisteki kanın geri dönmesi ile kasların rahatlaması sonucu penis normal haline döner, küçülür ve yumuşar. Sperm hücreleri, ergenlik döneminde düzenli olarak çoğalmaya başlar. Sperm hücreleri, sperm keselerinde oluşan sıvı ve prostat salgısının bir araya gelerek yaptığı meni adı verilen bir karışımla ve genellikle penisin sertleşmesi ile dışarı atılır.

Testislerde biriken sperm hücrelerinin penis yoluyla dışarı atılmasına boşalma denir. Ergenliğe yeni giren erkeklerde gece boşalması sık olabilir ve normaldir. Sabahleyin uyanan genç erkek bu gece boşalması nedeniyle iç çamaşırlarını ıslak bulabilir.

Sperm hücreleri, meninin yalnızca küçük bir kısmını oluşturduğu halde tek bir boşalmada, 200 milyon kadar sperm hücresi bulunur. Cinsel ilişki sonucunda bu hücrelerden ancak 200 tanesi yumurtaya ulaşır ve yalnızca bir tanesi onu döllemeyi başarabilir.

Meni kanalları iki ince, aşağı yukarı 4,5 cm uzunluğunda borucuktur. Bunlar sağ ve sol epididymisden yukarı doğru, karın boşluğuna çıkarlar. Meni kanallarının iç duvarları halka şeklinde kaslarla donatılmıştır; bunlar aşağıdan yukarıya doğru kasılabilir ve bir emme-basma tulumba gibi iş görür. Tohum hücreleri epididymisin iç kısmında oluşur ve epididymis kanalcıklarından salgılanan sıvıyla birleşir. Bunun içindeki spermler henüz tamamıyla hareket etme yeteneğinden yoksundur. "Emme-basma tulumba etkisi" ile sıvının ölçüsü gittikçe artar ve meni kanalından yukarı doğru yükselir. Meni kanalının kendisi de tohum sıvısına depo görevi görür. Meni kanallarının uç kısımları geniştir. Doldukları zaman tohum sıvısı (spermler) ek depoya (meni kesecikleri) dökülür. Bunlar meni kanallarının iki yanına yerleşmiştir. Meni keseciklerinin esas faaliyetleri, spermlerin hareket yeteneklerini artıran sarımsı kaygan bir sıvı salgılamaktan ibarettir. Meni kesecikleri sidik torbasının arka alt kutbuna rastlayan bölgede bulunur. Bunların çıkış yolları, meni kanallarının uç kısımlarıyla birlikte, prostat bezinin ortasından geçer ve sidik borusuna açılır. Erkeğin cinsel organları şunlardır:
  Penis, er bezleri, prostat, tohum hücresi kanalları, seminal kesesi.
  Penis (Erkek Cinsellik Organı):
  Testislerin üst tarafında yer alan erkek cinsiyet organları kadınlarınkine göre daha görünür bir konumda oluşmuştur. Bu nedenle kadınlar, erkeğin cinsel organlarını kendilerinin cinsellik organlarını kavrayışından, daha kolayca keşfeder.
  Penis normalde erkeğin önünde sarkık, küçülerek yuvasına çekilmiş konumda duran bir cinsel organdır. Uç bölüm giderek bir topaç biçiminde incelir. Erkeğin uyarılmasıyla içine kan dolar penis hem sertleşir, kalınlaşır, hem de uzar. Aşağıdan yukarıya ucu karnın önüne gelecek şekilde bir durum alır. Böylece dikleşme (ereksiyon) sağlanmış olur. Sertleşme sırasında sidik borusu mesane çıkışını yükselttiğinden, idrar çıkışı olmaz.
  Erkek cinsellik organı artık cinsel işlevini yerine getirmeye hazırdır.
  Penis Uzunluğu: Her erkeğe göre değişken olan penisin normal uzunluğu 10-16 cm civarındadır. Bunun 3 cm kısası veya 3 cm daha uzunu da anormal sayılmaz.
  Dişinin cinsellik organında orgazm olayı, hemen vagina girişinden itibaren başlayacağı için, erkeğin cinsellik organının kısa oluşu özellikle de döllenme açısından önemli bir sorun teşkil etmez.
  Boşalma Süresi: Cinsel birleşme, ereksiyon (sertleşmiş) haline gelmiş penisin, vaginaya gidip gelmeleriyle sağlanır ve boşalma ortalama 10 dakika arasında gerçekleşir. Kimi erkekler, bu süreden birkaç dakika daha önce ve kimileri de birkaç dakika fazla zamanda boşalabilirler. Kesin süre olmaz. Kişilere göre değişkendir.
  Bazıları üç dakikalık boşalmayı erken boşalma olarak algılamaktadır. Oysa bu süre az bir zaman değildir ve bu kadar sürede boşalmak da erken boşalma olarak tanımlanamaz. Erken boşalma, arzulanandan önce boşamadır.
  Boşalmadan sonra uyarma ortadan kalktığında erkek cinsellik organındaki kanlar geri çekileceğinden penis, ereksiyona geçmeden önceki konumuna döner. Bu penis bu konumda 3 cm'ye kadar küçülebilir.
  Penis Başı Ve Gövdesi: Süngerimsi bir dokuya sahip olan erkek cinsellik organı (penis) iki bölümde incelenebilir. 1. Baş, 2. Gövde.
  Gövde de olçukça duyarlıdır ama asıl duyarlı olan bölüm baş kısmı, özellikle de baş kısmın altında yer alan, adına erkeğin bızırı diyebileceğimiz damarımsı bölümdür. Bu bölüm çok yoğun sinir uçlarından oluştuğu için ufak dokunumlarda tahrik olur.
  Penisin büyüklüğü, kişiye, yaşa ve fizyolojik duruma göre değişir. Yetişkinlerde yumuşak durumda, ortalama olarak 6 veya 10 cm uzunluk gösterdiği halde, sertleştiği zaman, 12 veya 15 cm uzunluk gösterebilir.
  Tıbbî Açıdan Sünnet: Peniste başı kılıflayan deriye sünnet derisi denir. Bu deri parçası müslümanlarda İslamın gereği olarak basit bir ameliyat ile kesîlir. Sünnet, sağlık bakımından da çok yararlıdır. Sünnet olmamışlarda sünnet derisi ile kamış başı arasında smegna adı verilen bir salgı birikebilir. Bu birikim, mikropların etkisiyle çok acı veren iltihaplara yol açabilir. Ayrıca, sünnet olmuş erkeklerin hemen hiçbirinin penis kanserine yakalanmadıklarını ve sünnetli erkeklerin eşlerinde dölyatağı boynu kanserinin daha az olduğu belgelenmiştir. Bu nedenlerle sünnet Müslüman olmayanlar arasında da özellikle Amerika ve diğer gelişmiş Batı ülkelerinde yaygınlaşmaktadır.
  Erkek Çocukların Sünnet Olması:
  "Beş şey fıtrattandır; (Bütün peygamberlerin şerîatlerinde yer alan ve uygulanan işlerdendir.)
  Bunlar, sünnet olmak, kasıkları traş etmek, bıyıkları kısaltmak, tırnak kesmek ve koltuk altı kıllarını yolmaktır." (Müslim, Taharet, Hn:49. İbni Mace, Hn: 292)
  Sünnet Olmanın Zamanı:
  Doğumun yedinci gününden ergen oluncaya kadardır. Fakat buluğ (ergenlik) çağına girildiğinde sünnet ettirilmesi vacibtir.
  Cinsellik Bakımından Önemi:
  Cinsel organı kaplayan deri, salgıladığı yağla fena bir koku neşredebilmekte, ayrıca mikrob barınağı olabildiği için de cinsel rahatsızlıklar meydana getirebilecek mikropların rahme (vagina) intikaline aracı olmaktadır.
  Sünnet kabuğu, erkekde erken boşalmaya sebebiyet verirken kadının cinsel heyecanına da engel olmaktadır. Çünkü birleşen organlar arasında etkileşime manidir. Bu sebeble sünnet kabuğunu tabîi duyarlılığı giderici oldukça kalın bir prezervatif olarak tanımlamak mümkündür.
  Sünnet, bütün bu sakıncaları giderdiği için erkeği sünnetli eşler de, cinsel bakımdan daha bir uyum ve doyum sağlayabilirler.
  Sünnetin Yararı Var mı?
  Sünnetin sayısız yararları vardır.
  Kimi sünnet derilerindeki darlık ameliyatla giderilemediği taktirde peniste "fimosiz" denilen bir rahatsızlığa yol açıyor. Bu da penis sertleşmesi veya idrar ve menî boşalımı sırasında acı duyulmasına neden oluyor.
  Sünnet olmamış erkeklerde penis kanseri riskinin, eşlerindeyse dölyatağı kanseri riskinin yüksek olduğu gerçeklik kazanmıştır.
  Sünnet olmamış erkeklerin sünnet derisi altında biriken salgıyı her gün sabunlu suyla yıkamaları gerekiyor.
  Estetik açıdan ise, kadınların sünnetli penislerden daha çok hoşlandıkları yapılan istatistikler sonucu ortaya çıkmış bulunuyor.
  Sünnetle ilgili tek sorun, ameliyatın yetkili ve becerili olmayan kimseler tarafından, gerekli temizlik ve mikropsuzluk ilkelerine uyulmadan yapıldığında bir takım sakatlıklara neden olmasıdır.
  Günümüzde pek çok erkek çocuk, daha doğumundan birkaç ay sonra sünnet edilmektedir. Erken sünnet, çocuğun acıyı fazla duymaması nedeniyle bir takım komplekslere girmeyeceği açısından yararlı görülüyor.
  Sünnet İslamda yeri olan önemli geleneklerimizdendir. Erkek çocuk 10-12 yaşlarındayken düğün töreniyle sünnet edilir. Alacağı armağanlar çocuğun duyacağı stresi azaltır.
  Delik: Penisin baş kısmının ucunda, sidik yolunun açıldığı bir delik vardır. Bu delikten gerektiği zaman idrar boşalır, orgazm durumlarında da meni atılır.
  İdrar Kanalı: İdrar torbasının dibinden penis ucuna kadar uzanan bu yol sperm ve idrarın aktığı kanaldır. Kıvrımlı bir kesite sahip olduğundan penisin sertleşip uzamasıyla kıvrımlar da açılıp idrar yolunu uzatır.
  Sfinkter, cinsel ilişki sırasında idrar yolunun baş tarafını tıkayarak idrarın akmasını engeller ve sadece sperm (menî) akaşına izin verir.
  Testis (Husye-Yumurtalık): Erkek cinsellik organının bir parçası da penisin altında yer alan ve bir torba içinde bulunan yumurtalardır. Torbaya scrotum, torba içindeki bulunan çift yumurtaya da testis denir.
  Testis, döllenmeyi sağlayan spermleri üretir. Buralarda ayda ortalama 3-4 milyar sperm üretilir. Üretilen hücreler boşalım sırasındaki kasılmalarla Urethra'ya gönderilir. Burada prostat bezinden gelen meni sıvısıyla birleşen spermler aynı kasılmalarla dışarı atılır.
  Sağlıklı bir erkek her boşalışta ortalama 60 milyon/ml. sperm hücresi çıkarır.
  Testis erkeğin döllenme yeteneğinin en önemli organıdır. Bu organın zedeleyici bir kaza geçirmesi, erkeği döllendirme yeteneğinden yoksun bırakabilir.
  Testislerin ağırlık ve büyüklükleri kişiden kişiye değişir. Genellikle 20 gram ağırlığında ve 3-3,5 cm çapındadır. Teslislerin içlerinde her birinde 3 veya 4 tohum hücresi kanalı içeren yaklaşık 300 bölmecik bulunur.
  Spermlerin testislerden penise taşınması için, bir kanallar ve depolar sistemi vardır. Bu kanallarda devamlı olarak spermler üretilir.
  Erkek çocuk, gebelik süresince annesinin dölyatağında gelişirken testisler, böbrekler hizasında ve omurganın iki yanındadır. Bu devirde testisler yavaş yavaş aşağıya inip, kasık kanalı içinden geçerek torbalar içindeki normal yerine iner. Bunlar zamanında yerine inmezlerse, çocukluk yıllarında ameliyatla durumun düzeltilmesi gerekir. Bu ameliyat çocuk 2 yaşında iken yapılmazsa erkek ömür boyu çocuk yapamaz.
  Anne-baba daha küçük yaştan itibaren çocuğun torbalarını bastırmadan yoklayarak yumurtaların torba içinde olup olmadığına bakmalıdır. 2 yaşına kadar yumurtalar torbaya inmezse doktora gitmelidir. Yoksa kısır kalırlar.
  Testisler cidarlarında (duvarlarında) kas tabakası da bulunan altı tabakalı torbalar içindedir. Soğuk havalarda bu kaslar testisleri yukarı çeker, sıcakta kaslar gevşer ve aşağı sarkar. Bu karmaşık düzenlemeyi gerekli kılan şey, testislerin ancak 35 derece sıcaklıkta sperm üretebilmeleridir.
  Her ne kadar erkekte ömrün sonuna kadar sperm imalatı bahis mevzuu ise de, ileri yaşlarda bu imalat azalır. Ağır hastalıklar ve zehirlenmeler, sigara, alkol ve enfeksiyon hastalıkları da imalata olumsuz tesir eder. Kabakulak gibi salgın hastalıkların testis iltihabına yol açması, ileride kısırlık dahil, pekçok probleme zemin hazırlayabilir. Bazı çocuklarda doğumla beraber testisler henüz torbaya inmemiş olabilir. 2 yaşından önce bunların ameliyatla normal yerine indirilmesi gerekir. Çünkü sperm hücreleri, normal vücut sıcaklığında yaşayamazlar. Bu yüzden, torbada onlar için 34.5 C'lik hararete sahip bir ortam hazırlanmıştır. Eğer testisler kasıkta kalıp torbaya inmezse, sperm hücrelerinin ölmesi sebebiyle, çocuklar ileride kısır kalabilirler.
  Sperm Kanalları: Meni kanalları, testislerin ürettiği spermleri testisten ve karın boşluğu içinden geçerek penisin köküne kadar götüren yollardır. Her testisten ayrı ayrı birer kanal çıkar. Bunlar karın boşluğuna girdikten sonra idrar kesesinin arka yüzünden dolanarak sağda ve solda bulunan ve birer sperm deposu görevi yapan sperm kesecikleri ile birleşirler. Sperm kanalının sperm kesesi ile birleştikten sonraki kısınma sperm atıcı kanal adı verilir. Bunlar prostatı sağdan ve soldan delerek içine girerler ve ortasından geçen idrar yoluna açılırlar.
  Prostat: Prostat sadece erkeklerde bulunan ve özel bir sıvı salgılayan bezdir. Prostat, idrar kesesinin hemen altında ve idrar kesesi ile penisin kökü, yani idrar yolunun başlangıcı arasında bulunur. Görevi özel bir sıvı salgılamaktır. Bu sıvı, testislerden sperm atıcı kanalları ile gelen ve dışarı atılmak için idrar yoluna dökülen ve çok koyu özellikteki meniyi kısmen sulandırır.
  Erkeklerde buluğ çağında; penis uzayıp kalınlaşır. Haya torbası ve erkeklik bezleri büyür. Sperm imalatı başlar Kasık kılları çıkmaya başlar. Sonra koltuk altlarında kıllar belirir. Üst dudak üstünde, yanak ve çenede bıyık ve sakal gelişmeye başlar. Cilt değişikliğe uğrar. Yüz daha çok yağlanır ve ergenlik sivilceleri belirmeye başlar. Sesin kalınlaşması ile ergenlik devresi tamamlanır.
ERKEKLERİN ANATOMİ VE FİZYOLOJİSİ

ERKEKLEŞME

Ergenlikte erkek çocukların hem bedenlerinde hem de cinsel organ ve fonksiyonlarında önemli değişiklikler meydana gelmektedir. Ergenlikte ilk değişiklik yumurtaların büyümeye başlamasıdır. Yumurtaların büyümeye başlamasından yaklaşık 1-2 yıl sonra ergenliğin kesin kanıtı olan boşalma meydana gelir. Değişiklikler tedricen olmakta ve birkaç yıl devam etmektedir.

Ergenlikle beraber erkek çocuklarda görülen değişiklikler:
· Yumurtalarda büyüme hızlanır,
· Penis ve torbalarda büyüme, derinin renginde koyulaşma olur,
· Önce cinsel bölgede, daha sonra bıyıklarda, sakallarda ve koltuk altlarında kıllanma olur,
· Adem elması denen gırtlak kıkırdağı belirginleşir ve ses kalınlaşır,
· Boşalma olur,
· Yüzde ve bedende ergenlik sivilceleri oluşur,
· Vücut ölçülerinde artma, adalelerde gelişme ile erkek tipi ortaya çıkar.

Erkeklik Hormonu (Testosteron)

Bebeklikten itibaren vücutta bulunan fakat miktarları çok az olan bazı hormonların ergenlik döneminde salgılanmaları hızla artar. Beyinde hipofiz adı verilen organdan salgılanan LH ve FSH adı verilen bu hormonlardaki artışın sebebi bilinmemektedir. Bunlar kızlarda yumurtalığa etki ederek oradan östrojen denen kadınlık hormonunu salgılatırken, erkekte yumurtaya etki ederek, testosteron denen erkeklik hormonunu salgılatırlar. Testosteron hormonu erkek çocuğun vücut yapısını, iç ve dış cinsel organlarını erkek yönünde farklılaştırılmaktadır.

Erkeklik hormonu, ergenlik dönemindeki değişiklikler yanında, anne karnında ceninin erkek yönünde farklılaşması, ergenlikte ve sonrasında kadına karşı cinsel hislerin oluşmasında ve sperm üretiminde rol oynar.

Ergenlik Sivilceleri

Ergenlik döneminde, ergenlik sivilceleri, estetik açıdan sorun oluşturarak can sıkıntısına neden olan etkenlerdir. Ergenlik sivilceleri en fazla alın, burun ve yüzün diğer kısımlarında, seyrek olarak da bedenin diğer bölgelerinde görülmektedir.

Ergenlik sivilceleri, derinin kalınlaşması, deri altı yağ bezlerinin daha yağlı salgı yapması ve salgı kanallarının tıkanması neticesi oluşmaktadır. Sivilceler iltihaplanırsa ağrı oluşturur, iyileşmesi gecikir ve iz bırakabilir. Sivilceleri sıkmak ihtihaplanmasını kolaylaştırabilir. 

Ergen, sivilcelerinin gelişimi ile ilgili olduğu, sıkmaması ve sık banyo yapıp temizliğine dikkat etmesi gerektiği, birkaç yıl sonra artık problem oluşturmayacağı yönünde bilgilendirilip rahatlatılmalıdır. Sivilceler aşırı ise cildiye uzmanından yardım istenmelidir.

Kıllanma

Ergenlikte ilk kıllanmalar cinsel bölgede ortaya çıkar. Daha sonra �Bıyıkların terlemesi� olarak tabir edilen bıyık bölgesinde tüyler kalınlaşır ve koyulaşır. Nihayet koltuk altında, sakal bölgesinde ve bedenin diğer kısımlarında erkek tipinde kıllanmalar oluşur.

Kıllanma özellikleri kalıtsal özelliklerle tayin edilir. Genellikle baba, dayı, amcanın kıllanma özellikleri ergende de ortaya çıkar. Bazı yumurta hastalıklarında, hormon ve kromozom anormalliklerinde kıllanma problemi oluşabilmektedir.

Seste Kalınlaşma

Ergenlikte erkek çocuğun sesi önce kısıklaşır, çatallaşır ve ardından da kabalaşır. Bu dönemde çocuk bazen ses tonunu ayarlayamaz. Bu nedenle arkadaşları arasında veya ailede alay konusu olabilir. Çocuk bu durumdan üzüntü duyar, konuşmak istemez. Ergenliğin sonlarına doğru, gırtlak ve ses tellerinin gelişimi tamamlanır, böylece erişkin sesi ortaya çıkar.

Ter Bezleri ve Vücut Kokusu

Ergenlikte koltuk altı, kasık ve diğer bölgelerdeki ter bezleri daha fazla çalışmaya başlar. Bu durum, daha çok terlemeye neden olur. Keza vücut kokusu değişir ve belirginleşir. Ebeveynler, çocuklarının kokusunun değiştiğini kolaylıkla fark ederler. Bu dönemde çocuğun daha sık banyo yapması sağlanmalıdır.

TORBALAR (SCROTUM)

Torbalar penisin alt kısmında, ileri derecede elastiki deri ve deri alt dokularından oluşmuş bir organdır. İçerisinde yumurtalar ve sperm kanallarının ilk kısımları bulunur. Dıştan tek görülmesine rağmen, ortadan ikiye ayıran bir bölmesi mevcuttur.

Torbaların Özellikleri

Ergenlikle beraber torbalarda büyüme, derisinin renginde koyulaşma ve kıllanma başlar. Görünüm ve özellikleri kişilere göre değişiklik gösterir. Bazılarında küçük ve vücuda yapışık olurken, bazılarında büyük ve sarkık olabilir.

· Torbaların duvarının ileri derecede elastiki ve hareketli oluşu, darbeler ve sıkışmalarda yumurtanın zarar görme riskini azaltır.
· Normalde vücut ısısı 37 °C olmasına rağmen, torbalarda ısı 35-36°C�dır. Bu ısı azlığı yumurtaların normal çalışması için gereklidir. Torbaların duvarındaki adaleler soğukta kasılarak, sıcakta gevşeyerek ısı ayarlamasını sağlamaktadırlar.
· Torbalar, duvarındaki zengin sinir ağı nedeniyle cinsel uyarılmanın önemli yerlerinden biri olarak, cinsel fonksiyonda rol oynarlar.

YUMURTALAR (TESTİSLER)

Yumurtalar torbaların içine yerleşmiş, birer kordon vasıtasıyla vücuda bağlı erkeklik organlarıdır. Yumurtanın kordonu içinde, damarlar, sinirler ve sperm kanalı bulunur. Erişkinde yaklaşık 4.5x3.5x3 cm ölçülerinde olan yumurta, dıştan sert bir zarla çevrelenmiştir. İç yapısı 200-250 ince bölmeden oluşmakta, bu bölmelerde sperm üretimi gerçekleşmektedir. Keza, yumurta dokusunda erkeklik hormonu olan testosteronu üreten hücreler bulunur. Yumurtalar lastik kıvamındadır. Bazı hastalık ve tümörlerde kıvam değişiklikleri ve sertlik hissedilir.

Yumurtada Ağrı

Yumurtalarda ağrı oluşturabilecek hastalıklar ve fizyolojik durumların bilinmesi, ağrının yorumlanmasını kolaylaştırır.

· Yumurtalar ezilmeye ve darbelere karşı ileri derecede hassastırlar. Öyleki ufak darbelerle bile, şiddetli ağrı, bulantı, fenalaşma hatta bayılma oluşabilir. Bazı sporlarda yumurtaları koruyucu özel kıyafetler giyilmesi ve sporcuların yumurtalarını korumaya gayret etmesi bu nedenledir.
· Yumurtalarda ve sperm kanallarındaki iltihaplanmalar ağrı oluşturur. İltihaba bağlı ağrılar şiddetlidir ve yumurtadaki şişmeyle beraberdir.
· Buluğ çağında ve gençlerde, yumurtaların gelişimi ile ilgili, zaman zaman gelip geçici ağrılar olabilir. Başka bir ağrı nedeni yoksa, bu ağrılar zamanla ortadan kalkar.
· Bazı erkekler, boşalma olmadığında yumurtalarında ağrı olduğundan, boşalmadan sonra ağrının kaybolduğundan bahsederler. Tıbbi önemi olmayan bir durumdur.
· Bazen sebebi bilinmeyen yumurta ağrıları erkekleri çok muzdarip etmektedir. Tüm incelemelere rağmen, nedeni bulunamayan bu tip ağrılarda ağrı kesici ilaçlar ve suspansuar külot denen yumurtayı yukarı kaldıran kıyafetler önerilmektedir.

Yumurtalardaki Şişlikler

· Yumurtada şişlik oluşturan önemli bir sebep yumurta kanseridir. Erken teşhis durumunda, tedavisi başarılı olabilen yumurta kanseri her yaşta görülebilir. Bu nedenle yumurtanın kıvam ve boyutundaki en ufak bir değişiklik önemsenmelidir.
· Yumurta ve meni kanallarının akut iltihaplarında ağrılı şişlikler oluşur. Bu tip iltihaplara bağlı şişliklerde, ani başlangıç, ağrı ve tedavi ile gerileme, kansere bağlı şişliklerden ayırt edici özelliklerdir.
· Çocuklarda, yumurtanın kordonu etrafında dönüşü, yumurta ve torbalarda ani şişme ve ağrıya neden olur. Yumurta dönüşü (testis torsiyonu) acil ameliyatı gerektirir. İhmal edilirse testis kangreni meydana gelebilir.

SPERM KANALLARI

Yumurtalarda üretilen spermler dışarıya çıkana kadar oldukça uzun bir yol kat ederler. Bu yollar spermleri iletmek yanında, onların olgunlaşmasında ve depolanmasında da rol oynarlar.

Epididim-Vaz Deferens

Spermler yumurtada üretildikten sonra, yumurtanın üst kutbuna yerleşmiş kanal sistemi içine girerler. Bu kanal sistemi, yumurtanın üst kutup-arka kenar-alt kutub istikametinde ona sıkıca yapışık vaziyetle bulunur. Tıpta epididim adı verilen sperm kanal sisteminin ilk kısımlarında, kanallar o kadar ince ve kıvrıntılıdır ki, 0.5 cm. çapında, 5-6 cm. boyundaki organa 5-6 metre uzunluğunda kanal sıkışmıştır. Spermin kanallarda ilerleyişi günler sürer. Bu seyahat, spermin olgunlaşması ve dölleme kabiliyeti kazanabilmesi için şarttır.

Yumurtanın alt kutbunda sperm kanalı kalınlaşır, yukarıya doğru kıvrılarak düz bir hal alır. Vaz deferens adı verilen bu sperm kanalı kordon içinde kasık kanalından geçer ve karın içine girer. Vaz deferens yumurtanın üstündeki kordon elle muayene edilirse, sert sicim gibi ele gelir. Ana sperm kanalı karın içine girdikten sonra mesanenin arkasında bulunan meni keseciğinin kanalıyla birleşir ve prostat içerisinden geçerek idrar yoluna açılır.

Boşalma

Boşalma, meninin cinsel haz duygusu ile beraber, fışkırır tarzda akmasıdır. Boşalma, cinsel ilişki veya masturbasyon sırasında cinsel uyarılar neticesinde olabildiği gibi uykuda cinsel uyarma olmaksızın da gerçekleşebilir. Uyku sırasındaki boşalma, bazen cinsel özellikli rüya neticesinde bazen de rüyasız oluşur. Gece boşalmasına �Rüyalanmak� veya �Hamamcı olmak� da denilir. 

PENİS

Penis, erkeğin cinsel organı olması yanında içindeki kanal vasıtasıyla hem idrar hem de meninin boşaltım yoludur.

Penis, üç silindirik yapının birlikte sağlam zarlar ve deri ile çevrelenmesinden oluşmuştur. Penisin üst tarafında birbirine paralel olarak uzanan iki silindirik cisim, arkada vücuda yaklaştığı yerde ters Y şeklinde birbirinden ayrılarak kemiğe yapışır. Bu silindirik cisimlerin çevresi oldukça sert ve kalın bir zar ile çevrelenmiştir. İç kısmı sünger görünümünde bir dokudan oluşur. Cinsel uyarılma sırasında bu doku kan ile dolarak penisin sertleşmesini sağlar. Penisin üçüncü silindirik cismi, üstteki iki cismin alt kısmında bulunur, uç kısmı armut şeklindeki penis başını oluşturur. Bu cismin içinde boylu boyunca idrar yolu bulunur. İç yapısı diğerleri gibi süngerimsi dokudan oluşmaktadır ve ancak dış zarı incedir.

Penis Başı

Penis başı ince bir zar ile çevrelenmiş süngerimsi bir doku olup kadınlardaki klitorise benzer. Uç kısmında idrar yolunun deliği bulunur. Penisle birleştiği yere boyun denilmektedir.

Penis başının deri rengi koyudur. Sertleşme sırasında içine dolan kandan dolayı renk, daha da koyulaşır.
Penis başı, cinsel uyarılma esnasında büyümesine rağmen, penisin diğer kısımları kadar sert olmaz. Aynı şekilde penisin alt yüzeyi de penisin sertleşmesi sırasında genişler fakat sertleşmez. Bu durum penis başı ve onun arkaya devamı olan silindirik cismin dış zarının ince ve elastiki olmasına bağlıdır. 

Frenulum

Sünnet derisinin altta penis boyun kısmına birleştiği yerde, üçgen şeklinde bir bant bulunur. Frenulum adını alan bu deri bandı, erkeğin cinsel uyarılmasının en önemli noktalarından biridir.

Penis Büyüklüğü Ne Kadar Olmalıdır?

Penis büyüklüğü hem çocuklarda hem de erişkinlerde kalıtsal özelliklerle belirlenir. Penis boyutları, çocuklar arasında önemli farklılıklar gösterir. Aynı yaştaki iki çocuktan birinin penisinin diğerinin iki katı bile olması normal olabilir.

Çocuklardaki penis boyutlarının ergenliğe kadar artış hızı yavaştır. Ergenlik çağında büyüme hızlanır. Ergenlik dönemi sonunda nihai boyutuna ulaşır. Erişkinde sertleşmiş penisin asgari ölçüsü 9.3 cm. olarak kabul edilmektedir.

Penisin Sertleşme Mekanizması

Duyu organları ile algılanan cinsel uyarılar, beyin ve omurilikteki penisin sertleşmesi ile ilgili merkezlerde analiz edilir. Analizin neticesi haz verici yönde algılanırsa, sinirler vasıtası ile penise sertleştirici uyarılar gönderilir. Eğer cinsel uyaranlara rağmen, kişinin şartları uygun değil, başka problemleri veya endişeleri varsa, sertleşme merkezinden penisi sertleştirici uyarılar gönderilmez.

Sinirlerle penise gelen sertleştirici uyarılar, penis damarlarının ve penis içindeki süngerimsi dokunun genişlemesine neden olurlar. Genişleme neticesinde penise kan hücum eder ve penis büyür. Aynı esnada penisin kanını boşaltan damarlar da kapanır, böylece kan içerde birikir ve penis içinde basınç oluşur. Sonuç, peniste sertleşmedir. Sinir uyarıları azalınca mekanizma tersine işleyerek penis yumuşar.

Peniste Eğrilik

Penis eğrilikleri doğuştan olabildiği gibi sonradan da gelişebilir. Bunlardan bahsetmeden önce, erkekte penisin cetvelle çizilmiş gibi her zaman düz olmadığını, bazen sağa ya da sola, bazen yukarıya, bazen de aşağıya doğru eğrilikler gösterebildiği bilinmelidir. Bu eğriliklerin derecesi ve cinsel ilişkiye engel olup olmayacakları önemlidir. Hafif derecede eğrilikler normal sınırlarda kabul edilmekte, cinsel ilişkide hiçbir zorluk ve problem oluşturmamaktadır.

1- Doğuştan Eğrilik: Vücudun yapısı ile ilgili bir problemdir. Çeşitli yönlere doğru olabilir. Cinsel ilişkiye engel olacak derecede fazla değilse (30°�den fazla) hiçbir tedaviyi gerektirmez. 

2- Sonradan Gelişen Eğrilik: Peniste sertleşmeyi sağlayan süngerimsi dokuyu saran sert, sağlam zarda bölgesel kalınlaşmalar oluştuğunda, genişleyen penise bu kalınlaşan bölge ayak uyduramamakta, bu kısma doğru bir eğrilik oluşmaktadır. Peyronie hastalığı denen bu durumda, sert doku elle hissedilebilir. Bu durumdan erkekler büyük huzursuzluk duyarlar. Sert doku, kanser türü bir doku değildir. Tedavisi oldukça uzun zaman almakta, bazen ameliyat gerekli olabilmektedir.

PROSTAT VE İDRAR YOLLARI

Prostat mesane tabanında yerleşmiş, iri bir kestane büyüklüğünde ve görünümünde bir organdır. İçinden, mesaneden sonraki idrar kanalı geçer. Prostatın içinden geçen idrar yoluna, prostatın salgı kanalları ve meni kanalları açılır. Prostat, ergenlik çağına kadar sessiz dururken, ergenlikte hormonların seviyesindeki artışa paralel olarak hem boyut hem de fonksiyonlarında artma meydana gelir.
Prostatın bilinen görevleri üremeyle ilgilidir. Salgıları meniye karışır. Spermin fonksiyonlarında, meninin pıhtılaşması ve sıvılaşması gibi olaylarda enzimleri ile görev yapar. Prostatın görevleri iyi bilinmese de hastalıkları ile kendinden söz ettirir. 

Prostat Büyümesi

Halk arasında �prostat� diye bilinen hastalık, prostatın büyümesidir. Büyüme iyi huylu ur özelliğindedir. Büyüyen prostat, içindeki idrar yolunu sıkıştırarak çeşitli idrar şikayetlerine sebep olur. Bunlar arasında sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma, acil idrar ihtiyacı duyma, gece birkaç kez idrar hissi, idrar kuvvetinde ve kalibresinde azalma, damla damla idrar yapma ve ileri dönemde idrar yapamama sayılabilir. İdrar yolu tamamen tıkandığında sonda denen ince lastik tüplerle idrarın boşaltılması gerekmektedir.

Tedavisinde, büyümenin derecesi ve oluşturduğu zararlara göre ilaçlar kullanılmakta, ilaçların fayda etmemesi durumunda ameliyatla büyümüş prostat dokusu çıkartılmaktadır. Ameliyat karından kesiyle yapılabildiği gibi, idrar yolundan sokulan özel aletlerle, kapalı olarak da yapılabilmektedir.

Prostat Kanseri

Prostat kanseri, yukarda bahsedilen prostat büyümesinden farklı bir hastalıktır. Ancak kanser dokusunun büyümesi de idrar yolunu sıkıştırır. Böylece prostat kanserinin belirtileriyle, iyi huylu prostat büyümelerinin belirtileri aynıdır. Şikayetlerin kansere mi yoksa iyi huylu büyümeye mi bağlı olduğu ancak muayene ve tetkikler neticesinde anlaşılabilir.

Prostat kanseri erken evresinde tespit edilebilirse ameliyat ile tedavi edilebilir. İlerlemiş vakalarda ışın tedavisi (radyoterapi) ve ilaç tedavileri uygulanmaktadır.

İdrar Yolları

Mesaneden sonraki idrar yolu yaklaşık 24-25 cm. uzunluğunda 0.5 cm çapındadır. İlk kısmı prostatın içinde bulunur. Diğer kısmı penisin içindedir.

Erkeklerde idrar yolu, hem idrar hem de meninin boşaltımını sağladığından içinden geçen sıvının muhteviyatı ve özellikleri farklılıklar gösterir. Kızların idrar yolu, sadece idrar boşaltma fonksiyonu görür.

İdrar yolundan akan sıvılar şunlardır:

1- İdrar: Böbrekten süzülen idrar mesanede birikir. Mesane dolunca idrar hissi oluşur. Mesanenin kasılmasıyla da idrar boşalır.

2- Meni: Cinsel uyarılma sırasında arka idrar yolu ve meni kanallarında biriken sıvı, boşalma ile dışarı atılır. Boşalma ile atılan bu sıvıya meni denir. Gelen sıvının meni olması için, cinsel uyarılma ve boşalma hissi olmalıdır. Ancak gece boşalmalarında bunlar olmayabilir; gelen sıvının özelliğinden, boşalma olduğu anlaşılır. Meni 2-6 cc hacminde, önce pıhtı şeklinde, sonra sıvılaşıp akıcı olan, özel kokulu ve mat beyazımsı bir sıvıdır.

3- Mezi: Cinsel uyarılma esnasında penisin ucunda beliren birkaç damla yapışkan, şeffaf sıvıdır. Bazı erkeklerde çok belirgin olurken bazılarında çok azdır. Bu sıvı meni ile karıştırılmamalıdır.

4- Vedi: İdrardan sonra gelen 1-2 damla, idrardan daha koyu kıvamlı, kaygan sıvıdır. Temizlenme sırasında penis ucundaki sıvının kaygan olması ile fark edilir. Prostat ve idrar yolu içindeki salgı bezlerinden gelmektedir. Bu sıvının, büyük abdest esnasında ıkınırken gelen sıvıyla aynı olduğu düşünülmektedir.

6465
0
0
Yorum Yaz